UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇU

Yıllardan bu yana süre gelen uyuşturucu ticareti ile mücadele, devletlerin yüksek kaynaklar ayırdığı, uzun ve sürekli araştırmalara konu ettiği meselelerin başında gelmektedir. Bu uğraşın içerisinde, engellemeye yönelik çalışmaların başında, kanuni düzenlemeler yer almaktadır. Devlet kendini ve toplumu koruma içgüdüsüyle hareket etmekte ve bu yönde adımlar atmaktadır. İç hukukta yapılan çeşitli düzenlemelerin yanı sıra, uluslararası işbirliğine de başvurmaktadır. Bunların başında 80’e yakın ülke ile uyuşturucuyla mücadele alanında iş birliğine dair hükümler de içeren 100’ün üzerinde belgeye imza koyan Türkiye, 1961 tarihli Tek Sözleşmesi, 1971 tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, 1988 BM Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığı ile Mücadele Sözleşmesi ve 1961 Tek Sözleşmeyi tadil eden 1972 Protokolü olmak üzere ilgili bütün anlaşmalara taraf ülke konumundadır (1) (uyuşturucu ticareti )

İç hukukumuzda, uyuşturucu ticaretiyle ilgili en önemli düzenleme 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunudur. Bu kanun, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan uyuşturucu ticareti suçuyla ilgili düzenlemeye paralel düzenlemeler getirmiştir.

5237 sayılı kanun dışında, 765 sayılı TCK döneminde de yürürlükte olan 2313 ve 3298 sayılı özel kanunlarda da uyuşturucu maddelerin kaynağı olan bazı bitkilerin ekimi, izin usulleri ve buna ilişkin yasaklamalar konusunda çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’da kenevir ekimine ilişkin hükümler, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’da ise haşhaş ekimine ilişkin çeşitli hükümler yer almaktadır (2)

Yazımızda, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar bölümünde, 188. Maddede yer alan “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti” başlığı altında düzenlenen, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna genel hatlarıyla değinmeye çalışacağız.

Öncelikle suç içerisinde yer alan ve suçun konusu olan uyuşturucunun ne olduğu, nelerin uyuşturucu olarak değerlendirildiğine değinmekte fayda vardır.

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE NEDİR?

Kanunlarımız uyuşturucu madde ile ilgili doğrudan bir tanıma yer vermemiştir. Yine uluslararası sözleşmelerde de bu konuda herhangi bir tanım yer almamaktadır. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü uyuşturucu maddeyi,  “sağlık için kullanılanlar dışında, yaşayan organizmada kullanıldığında, organizmanın bir ya da birden çok yetisini farklılaştırabilen herhangi bir madde” olarak tanımlamıştır. Ancak genel olarak kanunlar ve sözleşmeler uyuşturucu maddeleri tanımlamak yerine, daha çok tek tek sayma yoluna gitmiştir.

Kesin bir tanım metni yer almamakla birlikte, Türk Ceza Kanunu açısından uyuşturucu madde (5237 s. TCK 188-191): Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, kanunlarımızda veya kanunların verdiği yetkiye dayanan Bakanlar Kurulu kararlarında uyuşturucu madde olduğu kabul edilerek; tıbbî ve bilimsel amaçlar dışında imali, ithali, ihracı, ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, kabul edilmesi, bedelsiz devredilmesi, bedelsiz devralınması, bulundurulması, kullanılması yasaklanan ya da ruhsata bağlanan; ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak, belirtilen eylemlere konu edilmesi suç oluşturan doğal veya yapay maddelerdir (3) denilebilir.

Uyuşturucuyla mücadelede en önemli uluslararası sözleşme konumunda olan 1961 Tek Sözleşmesi; herhangi bir genel tanımlama yapmamış, sözleşme içerisinde tek tek sayma ve özelde bu maddeleri tanımlama yoluna gitmiştir.

Sonuç olarak, en genel tabiriyle uyuşturucu veya uyarıcı maddeler, kişinin kullanması ile birlikte bedeninde uyuşturucu veya uyarıcı etki meydana getiren ve kullanımının devam etmesi halinde fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapan maddelerdir (4) diyebiliriz.

TCK 188 – UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇU (Uyuşturucu Kaçakçılığı)

Türk Ceza Kanunu 188. Maddesinde düzenleme yeri bulan bu suç, birden fazla seçimlik hareketle işlenebilen bir suçtur. Bu hareketlerin neler olduğunu ve bu konudaki görüş ve Yargı kararlarıyla birlikte ayrı ayrı açıklamak daha yerinde olacaktır. Öncelikle uyuşturucu kaçakçılığı olarak bilinen, TCK m.188/1 fıkrasındaki imal, ithal ve ihraç hususları açıklanacak ardından aynı maddenin 3. Fıkrasındaki seçimlik hareketler açıklanmaya çalışılacaktır.

TCK m.188/1 : Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Maddenin birinci fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç, bir kazanç elde etmek için işlenmektedir. Ancak, çoğu zaman bu suçun işlenmesi suretiyle ne kadar kazanç elde edildiği belirlenemediği gibi, elde edilen kazancın müsaderesi de mümkün olamamaktadır. Bu nedenle, söz konusu suçun işlenmesi dolayısıyla, hapis cezasının yanı sıra, adlî para cezasına da hükmedilmesi uygun görülmüştür. Maddenin uyuşturucu madde olduğu tespit edilmişse, bu fıkra gereğince suç olabilmesi için 3 ayrı seçimlik hareketten (imal, ithal, ihraç) birinin yapılması gerekir. Bunları tek tek açıklamak gerekir.

UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL ETME

Kelime anlamı itibariyle imal, ham maddeyi işleyip mal üretme anlamındadır. (5) Kanunda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Öğretideki tanımlara baktığımızda, uyuşturucu veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye sokulması sonucu, bu iki maddenin dışında ve uyuşturucu ve uyarıcı özelliği olan bir maddenin elde edilmesi veya doğal veya yapay yoldan elde edilen uyuşturucu maddenin, bazı yöntemlerele başka bir uyuşturucu ve uyarıcı maddenin damıtma, flatosyon ve elektroliz gibi yöntemlerle, içindeki saflığı bozana maddeler ayrıştırılarak saflaştırılması, arıtılması (6) veya  doğal veya sentetik bir hammaddenin değişik yöntemlerle işlenerek hammaddeden tamamen ayrılabilecek nitelikte bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ortaya çıkarılması (7) olarak açıklanmaktadır. Sonuç olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde özelliği barındıran madde veya maddelerin işlenmesi, birleştirilmesi, saflaştırılması veya ayrıştırılması sonucu elde edilen ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi olan mal üretmeye imal denilecektir.

Yargıtay’ın İmal Yönündeki Kararları

İmal Etme Tanımı

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/14361 K. 2007/2674

Türkiye’nin taraf olduğu “Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi”nin 1. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde uyuşturucu madde imali “İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder. Ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar.” biçiminde tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre, üç durumda uyuşturucu maddenin imal edildiği kabul edilmektedir:
1) Başlıbaşına uyuşturucu niteliği bulunmayan maddelerden, herhangi bir işlem sonunda uyuşturucu madde elde edilmesi (örnek: metadon),
2) Bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi (Örnek: morfinin eroine dönüştürülmesi),
3) Herhangi bir uyuşturucu maddenin damıtma, elektroliz ya da flotasyon gibi yöntemlerle, içindeki yabancı maddeler giderilerek veya ayrıştırılarak arıtılması (saflaştırılması).

Uyuşturucu Maddenin Etkilerinin Azaltılması Şeklindeki Eylem, İmal Etme Olarak Nitelendirilemez
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/31344 K. 2011/3680

Adli Tıp 5. İhtisas Kurulunun 25.06.2007 ve 13.06.2007 tarihli raporlarına göre sanıkta ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddenin “tağşiş (5) edilmiş afyon” olduğu, sanığın bahsedilen uyuşturucu maddeyi bir başka uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürmediği ya da arıtmadığı, tersine katkı maddeleri ile etkisini azalttığı anlaşılmakla, sanığın eylemini “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etme” olarak nitelendirilemeyeceğinin, eylemin temin amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun ve buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

İmal Eylemi Tamamlanmamışsa Teşebbüs Hükmünün Değerlendirilmesi Gerekir
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2019/5413 E. , 2019/8518 K.

Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun 23.12.2013 tarihli raporuna göre sanıkların metamfetamin imal ettiklerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilememiş olması ve imale yönelik icrai faliyetlerin de gerçekleşmiş olması karşısında, “teşebbüs aşamasında” kalan eylemleri nedeniyle sanıklar hakkında TCK’nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

İmal Edilen Madde Ayrıca Satılıyorsa Bu Durumda  Uyuşturucu Ticareti Suçunun Oluşabilmesi İçin İki Fiilin Birbirinden Bağımsız Olması ve Hukuken Geçerli Bir Kesintinin Olması Gerekir
Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2011/10792 E. 2011/58701 K.

Tüketen-tüketilen norm ilişkisi kuralı gereğince, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal eden kişinin, arada hukuken geçerli bir kesinti olmaması koşuluyla, imal ettiği bu maddeleri satmak için bulundurmasının ya da satmasının, imal dışında ayrı bir suç oluşturmayacağı, imalle ilgili fiilin, bulundurma ve satma fiillerini içine alıp tüketeceği; sanığın, temin ettiği uyarıcı niteliğindeki amfetaminden, bu maddeyi içeren tabletleri imal ederek, “uyarıcı madde imal etme” suçunu işlediği ve imal ettiği yerde bu tabletlerin bulunduğu, sanık bu tabletlerden bir kısmını sattığını söylemiş ise de, imal ve satma arasında hukuken geçerli bir kesinti olmadığı için, ayrıca uyuşturucu madde satma suçunun oluşmadığı; sanığın fiilinin bütünüyle “uyarıcı madde imal etme” suçunu oluşturduğu ve sadece bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca “uyarıcı madde satma” suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırılık teşkil eder.

Yapılan Eylemin İmal Olup Olmadığınının Tespiti İçin Adli Tıp Kurumundan Mütaala Alınması Gerekir
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2007/15034 E. 2007/13545 K.

Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin 1-n bendinde yer alan, “İmal deyimi: İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar” şeklindeki uyuşturucu madde imal tanımı ile, sanıktan elde edilen uyuşturucu madde, uyuşturucu maddenin imal edildiği iddia edilen yerin çevresinden elde edilen alet ve malzemeler nazara alınarak sanık tarafından uyuşturucu madde imal edilip edilmediği hususunda 14.04.1982 tarih ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7. maddesi ile kurulmuş bulunan Adli Tıp Beşinci İhtisas Kurulu’ndan mütalaa alınarak, suç niteliğinin tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Teknik Bir Yöntem Gerektirmeyen Basit İşlemler İmal Etme Olarak Değerlendirilemez
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 1992/5557 E. 1992/6015 K.

Kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurutulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz. Sanığın eyleminin uyuşturucu maddelerden esrarı arz etmek olduğu gözetilmeden TCK.nın 403. maddesinin 5. bendi yerine 1. bendi gereğince hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İTHAL ETME

Maddenin birinci fıkrasındaki seçimlik hareketlerden ikincisi “uyuşturucu madde ithal etme” suçudur. TCK’da ithal etmenin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. 1961 tarihli Uyuşturucu Maddelere Dair Tek Sözleşmesinin 1. maddesinde, ithal deyimi; uyuşturucu maddelerin bir ülkeden başka bir ülkeye veya aynı ülkenin bir bölgesinden diğer bölgesine nakledilmesi olarak tanımlanmıştır.

Genel anlamıyla ithal etme; uyuşturucu maddenin ülke sınırları dışından meşru veya gayrımeşru yollardan ülke içerisine sokulmasıdır. Uyuşturucunun yasal veya yasal olmayan yollardan sokulması arasında bir fark yoktur. Yine maddenin hangi yoldan (kara, deniz, hava) getirildiğinin de bir önemi bulunmamaktadır. Kişinin kendi kişisel ihtiyaçları için uyuşturucu maddeyi yurt içine sokması halinde bu suç oluşmaz. İthal olarak değerlendirme yapmak için, ülke içerisine sokulan uyuşturucu maddenin satışı veya bir şekilde ticaretinin yapıldığı yönünde tespitin yapılmış olması gerekir.

Yargıtay’ın İthal Yönündeki Kararları

Uyuşturucu Maddenin  Türkiye’ye Sokulmasıyla Suç Tamamlanmış Olur
Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2012/388 E.  2013/155 K.

Suç konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülke sınırlarından Türkiye’ye sokulmasıyla “ithal” suçunun tamamlanmış olacağı; sanığın Nijerya’dan uçakla getirdiği suç konusu 378.6 gram kokainin Atatürk Hava Limanı’nda ele geçirilmesi nedeniyle ithal suçunun tamamlandığı gözetilmeden, suç niteliği yanlış değerlendirilerek uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Kendi İhtiyaçlarını Karşılamak Üzere Yurtiçine Uyuşturucu Sokan Kişinin Eylemi Bundan İbaretse, İthalden Değil Kullanma veya Bulundurmadan Hüküm Kurulması Gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu  1982/5-271 E. 1982/315 K.

Türkiye’den Almanya’ya dönmekte olan sanığın, Yugoslavya Macaristan arasında Knejvo Sınır Kapısı’nda yapılan aramada Wolksvagen marka özel vasıtasını marka özel vasıtasının motor bölümünde bulunan takım çantası içinde 460 gr. toz ve 50 gr. plaka halindeki esrar yakalanmıştır.

Uyuşmazlık konusu olan husus, yurt dışında yapılan aramada arabasında 460 gr. toz ve 50 gr. plaka halinde esrar elde edilen sanığa 765 Sayılı TCK.nun 403/1 – 2. maddesinin mi, yoksa 404/2. maddesinin mi uygulanması gerektiği hususudur. Ceza Genel Kurulu’nun 1.3.1982 gün ve 17/76 sayılı kararında ayrıntılarıyla açıklandığı gibi: (ithal veya “ihraç” edilen uyuşturucu madde miktarı çok az ise ve kişinin kendisi de uyuşturucu madde kullanıyor ve kişisel gereksinmeleri “ihtiyacı” için yeterli miktarı aşmıyorsa, uyuşturucu madde “ithal” veya “ihraç” suçu değil, bu maddeleri “kullanma için bulundurma” suçu oluşmuş olur. Roma Mahkemesi’nin 10 Kasım 1966 tarihli bir kararı da aynı mahiyettedir) Objektif bir değerlendirişte: Esrar satışı ve ticareti yaptığı belirlenemeyen sanığın, suç konusu esrarı kendi ihtiyacında kullanmak üzere çalıştığı yere götürdüğünü kabulde zorunluluk bulunmaktadır.

Yargıtay 10.Ceza Dairesi  2013/13892 E.  2014/1688 K.

Olay tutanağı içeriği, suç konusu eroinin Ağrı il merkezinde durdurulan sanık yönetimindeki TIR’ın römorkunda ele geçirilmesi, römorktaki T.C. gümrük mühürünün bozulmamış olmasına karşın römorku çevreleyen halatın kesilmiş durumda olması, arama sırasında görevlilerin römorka bu kesik bölümü açarak girmiş olmaları ve sanığın savunması karşısında; eroinin römorka Türkiye’de konmuş olmasının da mümkün olduğu, sanığın bu TIR ile olaydan bir gün önce İran’dan Türkiye’ye giriş yapmış olmasının eroinin bu ülkeden Türkiye’ye getirildiğine kanıt oluşturmayacağı, suç konusu uyuşturucu maddenin ithal edildiğine ilişkin şüpheyi aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; sanığın sabit olan fiilinin TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan “uyuşturucu madde nakletme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İHRAÇ ETME

Uyuşturucu maddenin yurt içerisinde izinsiz olarak yurt dışına çıkarılması, uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ihraç edilmesi suçunu oluşturur. İthal etmede olduğu gibi uyuşturucunun sınırdan veya gümrük noktalarından çıkarılması zorunlu değildir.

İcra Hareketinin Başladığı Tespit Edilmemişse Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İhraç Suçuna Teşebbüs Söz Konusu Olmayacaktır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/10248  E.  2013/3480  K.

Sanığın suç konusu uyuşturucu madde ile gümrük memuruna beyan aşamasından önce Atatürk Havalimanı dış hatlar gidiş katında bulunan XRay cihazından geçerken güvenlik kontrolü sırasında yakalanmış olması nedeniyle; uyuşturucu madde ihraç etme suçunun icra hareketinin başlamadığı ve bu suça teşebbüsün söz konusu olmadığı, sanığın eyleminin tamamlanmış uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Uyuşturucu Satışı ve Ticareti Yaptığı Belirlenemeyen Sanığın, Suç Konusu Esrarı Kendi İhtiyacında Kullanmak Üzere Çalıştığı Yere Götürdüğünü Kabulde Zorunluluk Bulunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 1982/271 E. 1982/315 K.

Sanık, uzun bir süredir yurt dışında işçi olarak çalışmaktadır. Bu süre zarfında eline geçen ve çalışmaya devam ettiği sürece geçecek olan para miktarı, özel arabasının oluşu ve aynı araba ile götürdüğü anlaşılan hediyelerin değeri gözönünde tutulduğunda; arabasında yakalanan esrarların yurt dışında satışından elde edilebilecek para miktarı çok düşük seviyede kalmaktadır. Bu miktar para için, kişiliği açıklanan sanığın “müebbet ağır hapis cezası” ile cezalandırılmasını gerektiren bir suç işlemeyi göze aldığını kabul etmek, olayları normal çerçevesi içinde değerlendiren bir düşünüş ve yorum tarzı sayılamaz.

Esasen esrar ihtal veya ihracı yoluyla para kazanmayı düşünen sanıkların, araçlarına yaptırdıkları özel bölmelerde veya başka yerlerde külliyetli miktarda esrar naklettikleri veya “madde” gibi az miktarda satışından dahi büyük paralar kazanılan uyuşturucu maddeleri beraberinde götürmeyi tercih ettikleri bilinen bir gerçektir. Objektif bir değerlendirişte: Esrar satışı ve ticareti yaptığı belirlenemeyen sanığın, suç konusu esrarı kendi ihtiyacında kullanmak üzere çalıştığı yere götürdüğünü kabulde zorunluluk bulunmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2010/31498 E.  2011/4141 K.

Sanığın suça konu uyuşturucu madde ile gümrük memurlarına beyanda bulunmadan önce Atatürk Havalimanı dış hatlar giriş katında X-Ray cihazından geçerken güvenlik kontrolü sırasında yakalanmış olmasına göre; uyuşturucu madde ihraç etme suçunun icra hareketinin başlamadığı ve bu suça teşebbüsün söz konusu olmadığı, sanığın eyleminin uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki ihraca teşebbüs ve tamamlanmış nakletme suçlarının karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suçtan hüküm kurulması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

TCK M.188/3’DE YER ALAN SEÇİMLİK HAREKETLER

Türk Ceza Kanunu m.188/3: Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde metni incelediğinde birden fazla farklı hareketin uyuşturucu ticareti olarak kabul edildiği görülecektir. İlgili hareketlerden herhangi birinin veya birden fazlasının birlikte yapılması suçun oluşması için yeterlidir ancak ilgili hareketlerin bir ruhsat dahilinde ve ruhsata uygun olacak şekilde yapılması durumunda, hareket hukuka uygunluk sebebi içereceğinden suçun oluşmasından söz edilemeyecektir. Örneğin; bir eczacının uyuşturucu madde içeren hapları reçete dahilinde satması gibi. Bu maddede yer alan seçimlik hareketleri ayrı ayrı açıklamaya çalışalım.

Satmak: Satmak, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir bedel karşılığında başkasının zilyetliğine geçirilmesidir. Burada fail “satıcı” ticari maksatla yani bir menfaat temin edebilmek için uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi, alan kişiye bedeli karşılığında vermektedir. Verilecek cezanın niteliği bakımından uyuşturucu maddenin miktarı, satmak fiilinin oluşup oluşmayacağı yönündeki değerlendirmede dikkate alınamaz. Tek bir uyuşturucu hapın dahi satış suretiyle devredilmesi halinde uyuştucu ticareti suçunda, satma hareketini oluşturduğuna dikkat etmek gerekir. Sonuç olarak  “Satma suçunda satılan uyuşturucu maddenin miktarı önemli değildir, kişisel kullanım miktarı kadar uyuşturucu satılsa bile anılan suç oluşacaktır. Ayrıca uyuşturucu  maddeyi alan kimsenin hangi amaçla aldığı da satanın eylemini değiştirmez.” (8) Madde miktarı, verilecek cezanın tayininde alt veya üst sınırdan hüküm kurulmasında belirleyici olacaktır.

Uyuşturucu Madde Satma Suçu Teşebbüse Elverişli Bir Suçtur.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2020/12 E. , 2020/3621 K.

Uyuşturucu madde satma suçu, uyuşturucu maddenin bir bedel karşılığında başkasına devredilmesini ifade eder. Uyuşturucu maddeyi satışa arzetme, henüz satış aşamasına gelmese de uyuşturucu maddenin satışı için bazı hazırlık hareketleri yapmayı ifade eder. Satma suçu teşebbüse elverişli bir suçtur,satma eyleminin tamamlanması için tarafların satım ve bedel konusunda anlaşması yeterli değildir,aynı zamanda uyuşturucu madde üzerindeki zilyetliğin başka bir deyişle fiili hakimiyetin alıcıya geçmesi gerekir. Satma eyleminin icrai hareketlerine başlanmış; ancak ortaya çıkan bir engel nedeniyle uyuşturucu madde alıcıya teslim edilememiş ise eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. Ancak; o aşamaya kadar işlenen fiil tamamlanmış “nakletme, bulundurma veya satışa arzetme” suçlarını oluşturacağından, fail bu suçların birinden sorumlu olur.
Somut olayda; dosya kapsamı ve oluşa göre, araç içinde uyuşturucu madde ticareti yapılacağının ihbar edilmesi üzerine olay yerine intikal eden güvenlik güçlerince, sanık …’in, uyuşturucu madde kullanıcısı tanık K.T. ile aynı araç içinde yakalandığı, sanığın üzerinde 4 paket uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, tanığın aşamalardaki beyanında uyuşturucu madde satın almak için aracıyla olay yerine gittiğini ve bu nedenle sanığın aracına bindiğini, ancak uyuşturucu madde alamadan yakalandığını belirttiği, sanığın uyuşturucu madde satma eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, ancak; o aşamaya kadar sanığın “ticari amaçla uyuşturucu maddeyi bulundurma ve satışa arzetme” eylemlerinin tamamlanmış olduğu, bu nedenle seçimlik hareketli bir suç olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının söylenemeyeceği, anlaşıldığından kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiş ve reddine karar vermek gerekmiştir.

  • Satışa Arz Etmek: Uyuşturucun satışa arz edilmesi, failin uyuşturucu satma yönündeki iradesini ortaya koyması bu yönde eylemlerde bulunması olarak tanımlanabilir. Failin, uyuşturucu satışı yönünde kişilerle pazarlık etmesi, kapora alması, bu yöndeki iradesini ortaya koymasıdır. Satışa arz edilen uyuşturucunun failin hakimiyet alanında olması gerekir. Dolayısıyla bir kişinin, yakında temin edeceği uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satmak istediğine ilişkin beyanı ve bu beyanın temelindeki hazırlıkları satışa arz olarak değerlendirilemez. Çünkü teknik anlamda satışa arz, bir satış vaadi değildir. (9)
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2015/5561 E. , 2015/33285 K.

Sanığın, ilk olaydan önce 2014 yılının Nisan ayında 50 fişek halinde uyuşturucu madde satın aldığına, bunun bir miktarını kimliğini gizleyen kolluk görevlilerine para karşılığında verdiğine, bir miktarını kullandığına, kalanın ise daha sonra evinde ele geçirildiğine ilişkin savunmasını aksine, evinde ele geçirelen 20 fişek halindeki uyuşturucu maddeyi sonradan temin ettiği konusunda, istihbarî bilgi dışında, şüpheyi aşan kesin delil bulunmamadığı, sanığın eyleminin bütünüyle “uyuşturucu madeyi satışa arz etme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden; görevlilere verdiği uyuşturucu maddelerin bir suç ve evinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin ayrı bir suç olarak kabul edilerek iki ayrı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması hukua aykırıdır.

  • Başkalarına Vermek: Kişinin zilyetliğinde bulunan uyuşturucuyu bir başkasına vermesidir. Beraber uyuşturucu kullanılması şeklindeki eylemler “başkalarına verme” olarak nitelendirilemez. Bu sebeple kastın iyi belirlenmesi gerekir.
  • Sevk Etmek: Uyuşturucu maddeyi satma veya kullanma dışında, doğrudan diğer seçimlik hareketlerden bağımsız olarak sadece bir yerden bir yere götürülmesi yönündeki yönlendirme eylemi, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin sevki suçunu oluşturur.
  • Depolamak: Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin depolanması eylemi de ayrı bir suç olarak değerlendirilmektedir. Burada kastedilen, bulundurmadan farklı olarak, kişinin doğrudan hakimiyet alanında bulunduramayacağı veya kontrol edemeyeceği miktarda uyuşturucu maddenin belli bir yerde saklanması, tutulmasıdır. (10) Örneğin 2 kilo uyuşturucuyu hakimiyet kurabileceği yerlerde tutması, saklaması mümkünken, 300 kilogram uyuşturucu maddenin saklanması mümkün değildir. (11)
  • Satın Almak:  Uyuşturucu madde satın almak hem TCK m. 188/3’te hem de TCK m.191/1’de düzenlenmele alanı bulmuştur. Bu sebeple satın almak deyiminden ne anlaşılması gerektiğinin tespiti önemlidir. Uyuşturucunun hangi amaçla alındığının tespiti yapılması halinde buna göre hüküm kurulması gerekir. Doktrinde, TCK m.188/3’te yer alan satın almanın ticari maksatlı bir satın alma olduğu, TCK m.191’de yer alan hükmün ise kişisel kullanım olduğu yönünde açıklamalar mevcuttur. (12) Ancak bu açıklamalarla birlikte yine maddede bu hususun sadece başlıkta yer aldığı ve bu sebeple madde içerisinde de ilgili seçimlik hareketlerden önce “ticari amaçla” ibaresinin yer alması gerektiği, bu şekilde yapılacak düzenlemenin suçta ve cezada kanunulik ilkesiyle de uyumlu olacağı belirtilmektedir. (13)
  • Kabul Etme ve Bulundurma: Satın almayla ilgili açıklamalar bu seçimlik hareketler içinde geçerlidir.

UYUŞTURUCU TİCARETİ SUÇUNDA NİTELİKLİ HALLER

  • Uyuşturucu Verilen veya Satılan Kişinin Çocuk Olması:  “uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz

TCK m.183/3-son cümlesine bakıldığında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin çocuğa verilmesi veya satılması halinde verilecek cezanın 15 yıldan az olamayacağı yönünde hüküm getirilmiş, cezanın alt sınırını arttırmak suretiyle nitelikli hal tesis edilmiştir. Satılan veya verilen kişinin çocuk olup olmadığı TCK m.6 kapsamında belirlenecek, suç tarihi olan satma veya verme anında çocuk olup olmadığı tespit edilecektir.

  • Eroin, Kokain, Morfin, Sentetik Kannabinoid ve Türevleri veya Bazmorfin Olması: Ticarete konu uyuşturucu maddenin ne olduğunun tespiti önemlidir. Ele geçirilen uyuşturucu maddenin 4. Fıkrasında yer alan uyuşturucu maddelerden olması halinde, verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı öngörülmüştür. Kanunkoyucunun bu maddelerin imal veya ticaretine ilişkin olarak cezada ağırlaştırmaya gitmesinin nedeni eroin, kokain, morfin ve baz morfinin sert uyuşturucu tiplerinden olması ve kişide yumuşak uyuşturucu maddelere nazaran daha fazla bağımlılık yapması, ruhsal ve fiziki zararların daha ağır sonuçlar doğurması ve kişiyi ölüme kadar süreklemesinden kaynaklanmaktadır. (14)

Kanun koyucu, hangi uyuşturucu maddelerin nitelikli hal olarak değerlendirileceği, madde içerisinde tek tek sayma yoluna giderek belirlemiştir. Bu maddeler dışındaki uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nitelikli hal olarak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Elde edilen maddenin niteliği hangi tür ve miktarda uyuşturucu ihtiva ettiği Adli Tıp Kurumunca tespit edilmeden hüküm kurulması da, hukuka aykırı olacaktır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/6505 E. , 2020/3970 K.

Sanığın uyuşturucu madde verdiği kabul edilen hakkında ayrıca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan işlem yapılan tanık …’de ele geçen maddenin Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Polis Laboratuvarından alınmış ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı; bu maddenin “uyuşturucu madde niteliğini taşıyıp taşımadığına” ilişkin uzmanlık raporu var ise aslı ya da onaylı suretinin dosya arasına konulması yok ise maddenin adli emanetten temini ile “uyuşturucu madde niteliğini taşıyıp taşımadığına” ilişkin uzmanlık raporu aldırılarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği halde, deliller incelenip değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması…”

  • TCK m.188/3’te Yer Alan Fiillerin 188/4-b’de Yer Alan Alanlara 200 Metreden Yakın Mesafeden İşlenmesi:  Maddenin 4. Fıkrasının b bendinde, aynı maddenin 3. Fıkrasında yer alan “ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden” fiillerinin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı hüküm altına alınmıştır. Satılan yer ile, ilgili alanların arasındaki mesafenin tespitinin iyi yapılması gerekir. Bu konuda soruşturma dosyasıyla yetinilmeden, gerekirse keşif yapılarak tespit yapılması maddi gerçeğe ulaşma açısında önem arz etmektedir.

Uyuşturucunun araç içerisinde satılması durumunda bu nitelikli halin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde Yargıtay’da görüş birliği henüz yoktur. Kanaatimizce maddede belirtilen hususun bu şekilde dar yorumlanması mümkün değildir. Madde metni, satılan yerin yakınlığıyla ve niteliği gereği umuma açık olmasıyla ilgilenmiştir. Araç içerisinde işlenmesi halinde bunun madde metninde belirtilen yerlerden sayılmayacağı yönünde hüküm kurulması halinde, umuma açık olan yer içerisinde özel ve kanunda belirtilmeyen bir yer tesisi söz konusu olacağından, ilgili kararlara katılmak mümkün değildir (15)

Yargıtay Dairelerinin iki farklı kararını aşağıda sunuyorum:

Araç İçerisinde Uyuşturucu Satılması Durumunda Umumi veya Umuma Açık Alan Sayılamayacağı Yönünde Yargıtay Kararı
Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2018/3918 E. , 2019/1883 K.

Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde ” Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, 26/09/2015 tarihli fiziki takip tutanağına göre, tanık …’ın … plaka sayılı aracın arka sağ kapısından bindiği ve araç sürücüsü sanık …’dan uzanarak bir nesne aldığı ve sonrasında araçtan indiği anlaşılmakla; uyuşturucu madde satışının aracın içerisinde gerçekleşmiş olması ve aracın TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmaması karşısında, TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Uyuşturucunun Araç İçerisinde Satılması Durumunda, Umumi veya Umuma Açık Yerlerden Olması Halinde Nitelikli Halin Uygulanacağı Yönündeki Yargıtay Kararı
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2019/968 E. ,2019/6846 K.

Uyuşturucu madde satmak amacıyla kararlaştırılan satış yerine otomobil ile, motorsiklet ile, bisiklet ile ya da yaya olarak gitmek arasında bir fark bulunmadığı, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre aracın menkul mal niteliğinde olduğu, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 4/A maddesi kapsamında aracın, dışarıdan bakıldığından içerisi görünen bölümdeki suç unsurlarına arama kararına gerek olmadan el konulabildiği, satış eyleminin de aracın dışarıdan bakıldığında görünen bölümünde gerçekleştirildiği, olayda aracın hareket edebilen bir uyuşturucu madde satış tezgahı olarak kullanıldığı, Yasanın amacının uyuşturucu madde alışverişinin gizli veya açık yapılması olmayıp uyuşturucu madde satıcılarının okul, yurt, hastane, kışla ve ibadethane gibi yerlerin çevresini mekan tutmalarını engellemek olduğu, satıcıların bu gibi yerlere araçları ile gelip araçlarını satış tezgahı olarak kullanarak bu kuralı bertaraf edemeyecekleri, Yasa koyucunun araç içinden yapılan uyuşturucu madde satışlarında daha az ceza vermeyi amaçlamadığı, aracını TCK’nın 188/4-b maddesinde belirtilen yerlerden birinin önüne çekip burada uyuşturucu madde satışı yapan bir satıcı ile araç dışındaki bir satıcı arasında fark olamayacağı, Kanunun kötü niyeti himaye etmeyeceği, araç içinde de olsa aracın bulunduğu yerin umumi veya umuma açık yerlerden olması şartıyla TCK’nın 188/4-b maddesinde belirtilen yerlerden birine iki yüz metreden yakın mesafe içinde olması halinde söz konusu madde uyarınca cezanın yarı oranında artırılması gerektiği gözetilmeden ilk derece mahkemesinin hükmünden TCK’nın 188//4-b maddesi uyarınca yapılan uygulamanın çıkarılması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,Yasaya aykırı, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğu…

Salt Uydu Görüntüleri Çerçevesinde Tutulan Kolluk Tutanağı Dikkate Alınarak, Uyuşturucu Satılan Yerin Kanunun Belirttiği Yerlerden Olduğunun Kabul Edilmesi Mümkün Değildir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/5690 E. , 2020/4540 K.

Sanığın uyuşturucu madde sattığı yerin TCK’nın 188/4-b maddesinde belirtilen okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi ve umuma açık yerlerden olup olmadığına yönelik mahallinde keşif yapılarak uyuşturucu maddenin satıldığı yerin belirtilen yerlere olan yürüme mesafesinin tespitinden sonra TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, uydu aracılığıyla çekilen fotoğrafa göre kolluk görevlilerince düzenlenen tutanak içeriği esas alınarak, uyuşturucu maddenin satıldığı yerin Karatay Belediyesi Şehitler parkına 45 metre mesafede olduğu kabul edilerek sanık hakkında verilen cezanın yarı oranında artırılması bozmayı gerektirir.

  • Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticaretinin Üç veya Daha Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi ya da Suç İşlemek İçin Kurulan Bir Örgütün Faaliyeti Çerçevesinde İşlenmesi:

Maddenin 5. Fıkrası uyuşturucu ticareti suçunun üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmesi halinde bunu nitelikli hal olarak görmüş ve maddenin önceki fıkraları uyarınca verilen cezanın bir kat attırılacağı belirtilmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için üç kişinin aynı amaçla ve birlikte hareket ettiğinin tespiti gereklidir. Birinin alıcı, diğerinin satıcı veya birinin temin eden diğerinin satıcı olması gibi durumlarda nitelikli halden söz edilemez. Bunun dışında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunun, bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde de nitelikli hal teşkil edecektir.

Maddede Yer Alan Nitelikli Halin Uygulanabilmesi İçin “Aynı Yönde Fiili Birlikte Gerçekleştiren” Şartının Gerçekleşmesi Gerekir.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2019/6479 E.  , 2020/4137 K.

TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen seçimlik hareketlerden birinin üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesinin gerektiği, somut olayda sanıklar……in ele geçirilen esrarı naklettikleri, sanık …’in ise bu esrarı sanıklara temin eden kişi olduğu bu nedenle sanık …’in diğer sanıkların eylemlerine TCK’nın 37. maddesi anlamında “aynı yönde fiili birlikte gerçekleştiren” konumunda iştirak etmediğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında hükmolunan temel ceza üzerinden, koşulları bulunmadığı halde, TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca arttırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi…

Sanıkların Uyuşturucu Maddeyi Birlikte Temin Edip Etmedikleri veya Birlikte Başkalarına Satıp Satmayacakları veya Birbirlerine Karşı Alıcı Satıcı Konumunda Olup Olmadıklarına İlişkin Yeterli Delil Gösterilmeden Hüküm Kurulması Hukuka Aykırıdır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2019/9653 E.  ,  2020/3097 K.

Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar … ve …’in suça konu uyuşturucu maddenin içinde bulunduğu … plakalı aracın içinde iken sanık …’in ise park halindeki söz konusu araca yaklaşmakta iken yakalandığı, sanıkların suça konu uyuşturucu maddeyi birlikte naklederken yakalanmadıkları, TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için sanıkların rollerinin net olarak gerekçeli kararda belirtilmediği, sanıklar hakkında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için sanıkların iradelerinin aynı yönde olması gerektiği, sanıkların suça konu uyuşturucu maddeyi birlikte temin edip etmedikleri veya birlikte başkalarına satıp satmayacakları veya birbirlerine karşı alıcı satıcı konumunda olup olmadıklarına ilişkin yeterli delil gösterilmeden TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi…

Tck’nın 188/5. Maddesinin Uygulanabilmesi İçin Tck’nın 188/3. Maddesinde Öngörülen Seçimlik Hareketlerden Birinin Üç veya Daha Fazla Kişi Tarafından Asli Fail Olarak Birlikte Gerçekleştirilmesi Gerekir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2020/842 E. , 2020/3699 K.

TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen seçimlik hareketlerden birinin üç veya daha fazla kişi tarafından asli fail olarak birlikte gerçekleştirilmesi gerektiği, 04.11.2014 tarihli 7 numaralı olayda, sanık …’ın ele geçen maddenin sahibi olduğu ve satış yapması için sanık …’a verdiği anlaşılmış ise de sanık …’ın bu olaya ilişkin iştiraki bulunmadığı anlaşılmakla; sanıkların üç kişi olarak asli fail sıfatıyla bu suça iştirak iradelerinin bulunmadığının anlaşılması karşısında sanıklar hakkında hükmolunan temel ceza üzerinden TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca arttırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi bozmayı gerektirir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunda gizli soruşturmacının olması ve soruşturmacının elde ettiği deliller kapsamında hüküm kurulması durumunda, Yargıtay CMK m.139’da yer alan “Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi” maddesinin 4. Fıkrasına dayanarak, gizli soruşturmacının örgüt faaliyeti çerçevesi dışında işlenen uyuşturucu ticareti suçlarında elde ettiği delillerin, hukuka aykırı olduğuna hükmediyordu. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, CMK m.139’da yapılan değişiklikle birlikte “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçları da gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçlar kapsamına alınmıştır. Bu sebeple bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi yapılmışsa, failin lehine uygulanarak bozulmakta ancak yürürlük tarihinden sonraki suçlarda ise bozmaya konu olmamaktadır. SUÇ TARİHİNE DİKKAT EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTEREK, bu konuda açıklayıcı iki kararı aşağıda paylaşıyorum.

Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenmeyen Suçlarda Gizli Soruşturmacının Görevlendirilmeyeceği Yönünde Karar
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/6769 E. , 2020/4683 K.

Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK’nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK’nın “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK’nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. CMK’nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2020/6769 E. , 2020/4683 K.

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan CMK’nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK’nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK’nın “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK’nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. CMK’nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.

TCK m.188/6: Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına ilişkin olarak yukarıdaki fıkralarda yer alan bütün hüküm­lerin, üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da uygulanacağı kabul edilmiştir.

Bu maddede ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasada kolayca temin edilebilen ve diğer uyuşturucu maddelere oranla genelde daha az etkili maddeler olması sebebiyle, haksızlık içeriğinin az olduğu düşünülerek daha az cezaya hükmedilebileceği belirtilmiştir.

TCK m.188/7 : Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz  yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde gerekçesinde belirtildiği üzere;  uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla bir­likte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddenin ülkeye sokulması, imal edilmesi, satılması, satın alınması, nakledilmesi, depolanması veya ihraç edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Dikkat edilmelidir ki, bu suçun konusu, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan maddelerdir ve bunlar uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmazlar; ancak bu maddelerin ithal ve imalinin resmi makamların iznine bağlı olması gerekir. Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur ve bu seçimlik hareketlerden birinin ger­çekleşmesiyle suç oluşacaktır. Ancak bunlardan birkaçının bir olayda ger­çekleşmesi hâlinde bir suçun işlendiğini kabul etmek gerekir.

TCK m.188/8: Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Maddenin son fıkrasında belirli meslek grupları çalışanlarının bu maddelere kolayca erişiminin olabileceği, bu meslek gruplarının imtiyaz ve ayrıcalıklarının kötü bir amaçla kullanılarak suistimal edilmesinin, suçun temel halinden daha ağır bir teşkil edeceği gözetilerek ceza oranında arttırım yapılmıştır.

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇU KISTASLARI VE MADDE MİKTARI

Uyuşturucu madde ticareti suçu ile uyuşturucu madde kullanma, bulundurma suçları her olayda, tam tespit edilemeyebilir. İşlenen suçun hangi suç olduğunun tespit edilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Bu sebeple uygulamada bazı ölçütler çerçevesinde somut olay ele alınıp değerlendirme yapılmaktadır. Bu ölçütler belirleyici olabilmekte ancak bazen tek bir uyuşturucu hapın veya az miktardaki uyuşturucu maddenin dahi uyuşturucu ticaretine konu olabileceği, bazen yüzlerce hapın kullanma veya bulundurma sayılabileceği unutulmamalıdır. Her olay kendi içerisinde ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulmak zorundadır.

Uygulamada uyuşturucu ticaretinin diğer suçlardan ayrılmasında gelişen kriterler şöyledir:

  1. Failin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı tespit edilir. Bunun önemi, genel olarak uyuşturucu ticareti yapan kimselerin “kullanıcıyım, satmıyorum” şeklindeki beyanlarından kaynaklanmaktadır. Yapılan testlerde failin uyuşturucu kullanmadığı tespit edilirse, “kullanıcıyım” yönündeki beyanı büyük ölçüde çürütülmüş olacaktır.
  2. Ele geçirilen uyuşturucu madde yönünden failin; satma, devretme veya tedarik etme gibi  davranışlar içerisine girip girmediği tespit edilir. Failin davranışları, suçun niteliği açısından önem arz edecektir. Örneğin; kullanıldığı iddia edilen ürünlerle birlikte hassas terazi, ölçüm aletleri, sarma kağıdı ve ambalaj kağıtlarının bulunması halinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapıldığı yönünde kanaat oluşturur.
  3. Failde ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı önemlidir. Failde ele geçirilen maddeler Adli Tıp Kurumunca tespit edilen kişisel kullanım sınırının üzerindeyse, kişisel kullanıma yönelik olmadığı çıkarımı oluşacaktır.
  4. Son olarak uyuşturucu maddenin bulunduğu, bulundurulduğu yer önem arz etmektedir. Uyuşturucu kullanan kimseler, genel olarak, bu maddeleri kolayca ulaşılabilecekleri, ellerinin altında olan bir yerde ve toplu olarak bulundurmaktadır. Maddelerin çok çeşitli ve ayrı ayrı paketlenmiş olması, hassas ölçümlere dayalı olarak paket halinde bulunması durumunda yine uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapıldığı yönünde kanaat oluşturacaktır.
Hakimler Savcılar Kurulu’nun 16-19 Mayıs 2013 tarihli Hukuki Müzakere Toplantısında değerlendirilen ve yıllık kullanım miktarının esaslarını belirttiği görüşü aşağıdaki gibidir. (16)

Yaygın uygulama kriterlerine göre, her ne kadar mahkemelerde yıllık 1 kg. Esrar bulundurmanın kişisel ihtiyaç miktarı olarak bilinse bile son zamanlarda uyuşturucu madde nakletme ve ticaret suçlarında daha küçük miktarlar taşınarak bu suç işlendiği için yıllık net 600-700 gram üzerindeki esrar maddesinin ticaret amacıyla bulundurma olarak Yargıtay’ca benimsediği gözlemlenmiştir.

Eroin ve kokain maddelerinde başka bir yan delil yoksa kişiden ele geçirilen 20 gram ve üzeri madde, uyuşturucu madde içeren sentetik haplarda ise 50 adet ve üzerinin kullanım amacıyla değil ticaret amacıyla bulundurulduğu yine Yargıtay’ca benimsendiği paylaşılmıştır.

Yapılan araştırmalarda esrar maddesinde günlük kullanım miktarının 2 gram, eroinde 150 miligram, kokainde 60 miligram, haplarda 3-4 adet olduğu görülmüştür.

Kişide yukarıda paylaşılan miktarlardan daha düşük ancak birden fazla çeşit uyuşturucu madde ele geçtiğinde de fiilin ticaret suçunu oluşturacağı değerlendirilmiştir. Örneğin, kişide 50 gram esrar, 2 gram eroin, 8 adet hap ele geçmişse bu durumda fiilin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğuna ilişkin Yargıtay’ın kararları olduğu katılımcılar tarafından belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/10-294 E. , 2012/253 K.

Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 gün ve 107–136 ile 06.03.2012 gün ve 387–75 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma amacına yönelik olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı ölçütler bulunmaktadır.

Anılan ölçütlerden ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma ya da devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içerisine girip girmediği, ikincisi de uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanımı için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Uyuşturucu maddenin çok sayıda ve özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde bulunması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer veya yakınında hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirti olacaktır.

Kabul edilen üçüncü ölçüt ise bulundurulan uyuşturucu veya uyarıcı madde miktarıdır. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliği, cinsi ve kalitesine göre değişiklik gösterebilmektedir. Adli Tıp Kurumunca esrar kullananların her defasında bir ila bir buçuk gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebilecekleri değerlendirilmektedir. Yine esrar kullanma alışkanlığı olanların birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında ya da kolay ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre esrar kullanan faillerin, olağan sayılan bu süre içerisinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları durumunda, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Aracında yapılan arama sonucu ele geçen kenevir bitkisi dışında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, uygulamada kabul edilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, ekspertiz raporunda belirtilen üçyüzkırk gramlık uyuşturucu madde miktarının yıllık kişisel kullanım sınırları içerisinde bulunması, sanığın söz konusu uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/10-637 E.  2014/137 K.

Uyuşmazlık; uyuşturucu madde ticareti suçundan hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nun 37/1. maddesi uyarınca fiili gerçekleştiren fail olarak mı, yoksa aynı kanunun 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla mı sorumlu olacağının belirlenmesine ilişkindir. Sanık görüşmelere konu maddelerin tamamının kokain olduğunu, ancak sadece kendi kullanımı için aldığını kabul etmiş ise de, telefon konuşmalarına göre yoğun bir biçimde uyarıcı madde satın aldığı, içme ve arkadaşlarına verme gayreti içinde bulunduğu anlaşılan sanığın iddia ettiği gibi, bu satın almalarının kişisel kullanma amacına yönelik olması halinde, sıklıkla yapılan telefon görüşmelerine konu madde miktarlarının az olması gerekecektir. Oysa uyuşturucu maddenin, “5+5”, “9+3”, “5+4”, “7+2” şeklinde hemen hemen hergün satın alınması kişisel kullanım amacıyla hareket ettiğine dair savunmalarını çürütmektedir. Diğer taraftan sanığın müdafii huzurunda savcılıkta verdiği ve sulh ceza mahkemesindeki sorgu ifadesinde de kabul ettiği beyanında, zaman zaman arkadaşlarının kendisini bayıltacak derecede ısrar etmeleri ve ricada bulunmaları sebebiyle de satıcıları aradığı, genelde ödemeyi kendisinin yaptığı, bazen onlardan da para veren olduğu şeklindeki anlatımı da sanığın fiilinin uyuşturucu ya da uyarıcı maddeleri başkalarına verme suçunu oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle, hakkında T.C.K.nun 188/3 maddesinden mahkumiyet hükmü kurulan sanığın, suçun kanuni tanımında yer alan seçimlik hareketlerden “uyuşturucu ya da uyarıcı maddeleri başkalarına verme” fiilini gerçekleştirdiği ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 37/1. maddesi uyarınca fiili gerçekleştiren fail olarak sorumludur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/7 E. 2014/322 K.

Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısıyla uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları gözönüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1250 E. , 2017/312 K.

Sürücülüğünü tanık ….’in yaptığı, sanığın da içinde bulunduğu araçta yapılan aramada; sanığın oturduğu sağ ön koltuğun önündeki paspasın üzerinde bulunan poşette, 40 adet “MDMA” etken maddesi içeren tablet ile 5 parça halinde net 250,95 gram esrarın ele geçirildiği olayda; sanığın tüm aşamalarda uyuşturucu madde kullandığını ve suç konusu esrar ile tabletleri kullanmak için satın aldığını söylemesi, bu savunmasını doğrular şekilde kan ve idrar tahlillerinde “THC” (esrar) etken maddesinin tespit edilmesi, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın savunmasının aksine, suç konusu uyuşturucu maddeleri satacağına, başkasına vereceğine veya kullanma dışında başka bir amaçla bulundurduğuna ilişkin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m.192/1).

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun gerekçesi incelendiğinde, maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Buna göre etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmek için;

  • Etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir.
  • Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi gerekir.
  • Verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir.

Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir(TCK m.192/3).

Maddenin 3. Fıkrası gönüllü vazgeçme hükmünü düzenlemiştir. Bu fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/5742 E. , 2020/4259 K.

Olay tutanağına göre üzerinde kullanma sınırları içerisindeki metamfetamin maddesi ve bu maddeyi kullanmaya yarar aparat ele geçirilen sanığın, yanında bulunan tanık …’nin yere atmış olduğı metamfetamini kendisinin temin ettiğini beyan etmek suretiyle tanığın soyut beyanı dışında aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada, ikrarıyla kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması karşısında, hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi  2020/6345 E. , 2020/4184 K.

Suç tarihinde sanığın kullandığı araçta yolcu koltuğunda oturan diğer sanık …’ın kemerinin altına gizlenmiş koli bandıyla şeffaf naylona sarılı vaziyette net 157,5 gram ağırlığında eroin maddesinin ele geçirildiği olayda, diğer sanık …’nin soyut beyanı dışında aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada sanık …’ın diğer sanığın üzerinde bulunan uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda beyan ederek suçunun ortaya çıkmasını sağladığı anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/6263 E. , 2020/3783 K.

Sanık …’ın 15/01/2014 tarihinde müdafii huzurunda alınan ifadesinde; “…… benim İzmir’e gidiş ve dönüş biletlerimi de aldı. Bana …’nın numarasını vererek İzmir’de bu şahısla görüşmemi söyledi. İzmir’de Evka 5 denilen yerde … ile görüştüm ve …’ın bana verdiği 400 TL karşılığında yakalandığımda üzerimde ele geçen maddeleri verdi…” şeklindeki beyanının suç ortağı …’in yakalanmasına hizmet ve yardım niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi için tutanak tanıkları dinlenerek sanık …’nın kimlik bilgisi ve adresinin ne şekilde tespit edildiğinin araştırılması suretiyle sanık … hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

Yargıtay 10. Ceza dairesi 2009/13382 E. , 2010/06426 K.

Y… F… mahallesi S… sokakta uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönündeki çok sayıda ihbar üzerine bu sokakta bulunan evlere ilişkin alınan arama kararına dayanılarak sanık A.’nin evinde yapılan aramada 71 adet poşet içinde net 39,8 gram esrar maddesi ile 2 adet extacy hap ele geçirilmesinden sonra sanık A.’nin, evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kardeşi diğer sanık R.’a ait olduğunu söyleyip, kalmış olduğu evi de göstererek bu sanığın yakalanmasını ve suçunun ortaya çıkmasını sağladığı; yine evinde ve üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanık R.’ın, sanık A.’nin evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu söyleyerek, hakkında sanık A.’nin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı bir aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ettiği anlaşıldığından, her iki sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2019/5629 E. , 2020/3524 K.

Sanığın polis merkezine başvurarak suç tarihinde amcasına ait araçta bulunan esrarın kendisine ait olduğunu söyleyerek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

AVUKAT ALİ BAYRAM YILDIRIM


Sosyal Medyada Paylaş


Sosyal Medya Hesaplarımız


Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: