TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA BORCUN DOĞUM TARİHİNİN ÖNEMİ

Tasarrufun iptali davalarında borcun doğum tarihi, davanın açılabilme şartları açısından önemlidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için iptali istenen tasarruf, takip konusu borcun (alacağın) doğduğu tarihten sonraki bir tarihte yapılmış olmalıdır. (1) Tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapılması yeterli olup, tasarrufun yapıldığı tarihte borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekmez. Bu minvalde Yargıtay, Banka ile imzalanan kredi sözleşmesini borcun doğum tarihi kabul ederek, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra yapılan tasarruf işlemleri için iptal davasının açılmasını mümkün kılmıştır. (Yarg. HGK. 13.10.2010, E.2010/17-398, K.2010/497) Dolayısıyla, Banka ile kredi sözleşmesi imzalamış olan müşteri hakkında temerrüde düşmeden önce devir ve tasarruf işlemi yapmış olsa dahi, temerrüde düştükten sonra yasal süreler içerisinde diğer koşullar mevcut ise hakkında iptal davası açılabilecektir. Bu yüzden uygulamada vatandaşların düştüğü hata, henüz kredi borcu takibe intikal etmeden veya hakkında takip başlatılmadan gerçekleştirilen devirlerin kendilerine sıkıntı açmayacağını düşünmeleridir. Bu hususa daha sonra tekrar değinilecektir ancak yukarıda bahsedildiği üzere üst derece mahkemesi, bu tür durumlarda kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihi esas almaktadır.

 Borcun doğum tarihi, tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesinin ön koşuludur. Çünkü birçok Yargıtay kararında ısrarla üzerinde durulduğu üzere, takip konusu borcun iptali istenen tasarruftan önce doğmuş olmasını mahkemeler re’sen incelemektedir. Yargıtay, tasarrufun yapıldığı tarihte mevcut olmayan bir alacaklının zarara uğratılmış olmasını mümkün görmediğinden bazen bir günlük süre bile iş bu dava şartları açısından belirleyici olmaktadır. Bu konuda yatan mantık, iptal davasını açan kişinin borçlu ile borçlandırıcı işleme girerken onun mal varlığını bildiğini, diğer bir deyişle; alacaklı, borçlusunun mal varlığının yeterli olduğunu kabul etmek suretiyle onunla hukuki ilişki kurduğunu varsaymasıdır. Bu nedenle, borcun doğum tarihi, her olayın kendi içerisinde özel olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Borcun Doğum Tarihi Nasıl Belirlenir ?

Bu konuda çeşitli kıstaslar mevcut olmasına rağmen, yukarıda anlatılan borcun doğum tarihinin mantığı kavrandığında tarihi bulmak kolaylaşacaktır.

İlama Dayanan Alacaklar Yönünden

İlam, bir davanın mahkemece nasıl hükme bağlandığını gösterir resmi belgedir. Bunun yanında İcra İflas Kanunu ve diğer özel kanunlarda da ilam niteliği taşıyan belgeler belirtilmiştir. İlama dayanan alacağın, iptali istenen tasarruf işleminden önce doğup doğmadığı ilam tarihine göre değil, ilama bağlanan alacağın doğum tarihine göre belirlenir (2) Örneğin, 01.01.2016 tarihinde gerçekleşen bir trafik kazası neticesi 01.01.2018 tarihinde mahkemeden tazminat alacağı (ilam) doğmuş bulunsun. Bu durumda devri yapılan tasarruf, 01.01.2018 tarihli ilama göre değil, 01.01.2016 tarihli kaza olayı yani hükme bağlanan tazminat alacağının vuku bulduğu olay baz alınarak bu tarihten sonra yapılan tasarruflar iptale tabi olabilecektir.

Bir başka örnek olarak, boşanma davası ile birlikte evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallarla ilgili olarak katkı payı alacağı davası açan eşin, evlilik birliği içinde katkıda bulunduğunun sübut bulması halinde, katkı payı alacağının doğumundan sonra diğer eşin, üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri 3. Kişiye devir tasarruf işlemi İİK m.278-284 hükümleri çerçevesinde iptale tabidir.(3)

Kambiyo Senetlerine Bağlı Alacaklar Yönünden

Kambiyo senetlerine bağlı alacaklar yönünden ise, senette yazılı düzenleme tarihinin aksine borcun gerçek doğum tarihinin tespiti önemlidir. Uygulamada kambiyo senetleri, üzerinde yazılı düzenleme (tanzim) tarihinden önceki bir ticari ilişki sebebiyle de düzenlenebildiği için, borcun doğum tarihinin tespitinde bu hususa ilişkin ticari defter, açılış – kapanış tasdikleri, belge ve kayıtlar bilirkişi marifetiyle incelenmeli ve buna göre tasarruf (devir) tarihi ile ticari ilişki arasındaki öncelik – sonralık ilişkisi tespit edilmeli, hasıl olacak sonuca göre mahkemeler tarafından karar verilmelidir. Nitekim Yargıtay, çekte dahi ileri vade düzenlenebildiğinden, şeklen senedin üzerinde yazılı keşide tarihini değil, temel ilişkinin kurulduğu tarihin belgeler ve bilirkişi incelemeleri ile ispatlanması durumunda, işin esası hakkında hüküm vermektedir. (Yarg. 17.HD 02.05.2011, E.2010/9032, K.2011/4190)

Bankalar ile İmzalanan Kredi Sözleşmeleri Yönünden

Banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde borcun doğum tarihinin tespiti nispeten daha kolaydır. Kredi ilişkisi, Türk Borçlar Kanunu’ndaki tabiriyle ödünç (karz) akdi niteliği taşımaktadır. Ödünç akdi, eksik iki taraflı akit olup, Banka taahhüt edilen kredi tutarının müşteriye ödenmesi ile, müşteri tarafından da sözleşmede belirtilen koşullar dahilinde ödeme yapılması ile son bulur. Bu nedenle, tasarrufun iptali davaları bakımından borcun doğum tarihi, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihtir. Uygulamada müşteriler, borcun doğum tarihini, kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle kendisine kat edilen noterlik ihtarnamesinin tebliğ tarihi (temerrüt tarihi) olarak düşünmekte ve sözleşme imzalandıktan sonra devredilen taşınır – taşınmaz mallar için tasarrufun iptali davası koşullarının oluşmadığı yanılgısına düşmektedirler. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında Bankanın borçluya verdiği kredi nedeniyle alacağın doğum tarihinin kredi sözleşmesinin yapıldığı tarih olarak gözetildiği kararları mevcuttur. (Yarg. 17.HD. 09.02.2009, E.2008/3224, K.2009/110)

Sonuç olarak kısaca özetlemek gerekirse, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması tasarrufun iptali davalarının incelenebilmesinin ön koşuldur. Eğer borcun doğum tarihi, tasarrufun gerçekleştiği tarihten sonra ise mahkemece bu husus re’sen tespit edildikten sonra davanın esasına hiç girilmeyecek ve ikame edilen dava usulden reddedilecektir. Bu nedenle borcun doğum tarihini tespit edebilmek iş bu davalar için önemlidir.  Banka ile imzalanan kredi sözleşmeleri için borcun doğum tarihi sözleşmenin imzalandığı tarih olarak kabul edilirken, kambiyo senetleri yönünden ise senette yazılı düzenleme tarihi değil, ticari ilişkinin vuku bulduğu önceki tarih borcun doğum tarihi olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında mahkeme ilamları yönünden ise ilamın gerçekleştiği tarih değil, ilam konusu davaya sebebiyet veren haksız fiil veya hukuki eylemin gerçekleştiği tarih borcun doğum tarihidir. Dolayısı ile borcun doğum tarihi her somut olayın verileri dikkate alınarak incelenmeli ve tespit edilmelidir. Tasarrufun iptali davası açılırken bu şartlar özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Av. Ali Bayram YILDIRIM


Sosyal Medya Hesaplarından Paylaş


Sosyal Medya Hesaplarımız



  1. MUŞUL, TİMUÇİN – Tasarrufun İptali Davaları 2.Baskı s.115
  2. MUŞUL, TİMUÇİN – Tasarrufun İptali Davaları 2.Baskı s.124
  3. MUŞUL, TİMUÇİN – Tasarrufun İptali Davaları 2.Baskı s.125-126

Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: