İftira Suçu Nedir?

İFTİRA SUÇU

İftira suçu Türk Ceza Kanununda Adliyeye karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Adliyeye, adli makamlara karşı yapılan hukuka aykırılık, kişilere karşı yapılan hukuka aykırılıktan üstün görülmüş ve düzenleme bu bölümde yapılmıştır. Düzenleme şu şekildedir:

Türk Ceza Kanunu Madde 267 – Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Maddenin yukarıda yer alan birinci fıkrasında suç ile ilgili genel norm belirlenmiş maddenin diğer fıkralarında ise, temel suçun nitelikli hali ve uygulamaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Türk  Ceza Kanunundaki düzenlemeye göre bir fiilin “iftira suçu” olabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.

1. İftira Suçu İçin Yetkili Makamlara İhbar veya Şikayette ya da Basın ve Yayın Yoluyla İsnatta Bulunulmalıdır

Kanun iftira suçunun meydana gelmesi için ihbar veya şikayet yoluyla yetkili makamlara bildirilmesini veya basın ve yayın yoluyla isnatta bulunulmasını aramıştır. İhbar, bir suçun veya disiplin yaptırımı ya da başkaca yönetsel yaptırımı gerektiren hukuka aykırı bir fiilin herhangi bir kişi tarafından herhangi bir yolla o fiili soruşturmaya veya kovuşturmaya yetkili makamlara bildirmesidir(Tezcan/Erdem/Önok, 864). Bu bakımdan yapılan sözlü veya yazılı bildirimle iftira suçu için ihbar koşulu sağlanmış olabilir. Kişi attığı bir maille veya emniyette verdiği sözlü ifadeyle ya da bir TV proğramında yaptığı konuşmayla iftira suçuna vücut verebilir. Yine şikayet yoluyla da iftira suçunun işlenmesi mümkündür. Şikayet, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarda yetkili kişinin süresi (6 Ay) içinde yetkili makamlara bu fiili hakkında ceza kovuşturması yapılmasını istemesidir(Özbek/Kanbur/Doğan Bacaksız/Tepe , 1031). Kişi sözlü veya yazılı olarak şikayette bulunabilir.

Kişi ihbar veya şikayette bulunarak iftira suçunu işleyebileceği gibi ihbar veya şikayeti gerektirecek  ya da yetkili makamları harekete geçirecek derecedeki isnadı, basın ve yayın yoluyla bildirmişse, yine iftira suçu meydana gelebilir.

2. İftira Suçu İçin Sanığın, İşlemediğini Bildiği Hukuka Aykırı Bir İsnadı Olmasıdır

Kişinin isnadının iftira sayılabilmesi için, sanığın, işlemediğini bildiği hukuka aykırı eylemi işlenmiş gibi bildirmesi gerekir. İsnat edilen hukuka aykırılık iki şekilde bildirilebilir. Sanık ya hiç ortada olmayan bir hukuka aykırılığı bildirmiş olabilir ya da hukuka aykırılıkla ilgisi olmayan kişiyi hukuka aykırılığı yapmış gibi bildirebilir. Her iki durumda da iftira suçu meydana gelecektir. Burada sanığın özel amacı bulunmaktadır. Sanığın amacı, suçun işlenmediğini bilmesine rağmen işlenmiş gibi bildirmektir. Kişini şüphelendiği eylemi bildirmesi doğrudan iftira suçuna vücut vermez. Örneğin anne zihinsel engelli olan çocuğunun beyanlarını cinsel istismar şüphesiyle adli makamlara bildirmiş, çocuğun ÇİM’de alınan ifadesinde bildirdiği kişi hakkında soruşturma açılmışsa, iftira suçu oluşmayacaktır. Annenin böyle bir durumda bu şekilde davranmasını gerektirecek olgular mevcuttur.  Bunun yanında sırf para istemek, intikam almak amacıyla cinsel saldırıya uğradığını iddia eden kişinin beyanları iftira suçuna vücut verecektir.

Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekir. Dolayısıyla; failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır. Bu suçun oluşması için doğrudan, bilinçli bir kastın olması gerekir.

3.Soruşturma veya Kovuşturma Başlatılmasını Sağlamak ya da İdari Yaptırım Uygulanmasını Sağlamaya Yönelik Hukuka Aykırı Bir Fiil İsnadıdır

İftira suçunun meydana gelmesi için amacın soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sağlamak amaçlı herhangi bir hukuka aykırı fiil olması gerekir. Hukuka aykırı fiilin illa suç olması gerekmez. Bu fiil isnadı suç olabileceği gibi, bir idari yaptırım veya kabahati gerektiren isnatta olabilir.

Hukuka aykırı fiil isnadı yetkili makamlara ulaştığı anda suç tamamlanmış olacaktır.

4.İftira Suçunun Nitelikli Halleri

Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. Buna göre kişi, işlemediğini bildiği hukuka aykırılığı işlenmiş gibi göstermek için maddi bir eser veya delil uydurursa verilecek ceza attırılacaktır. Örneğin, kişiyi cinayet zanlısı göstermek için iftira attığı kişinin eşyalarını olay yerine bırakması, bir idari yaptırıma maruz bırakmak adına sigortasız işçi çalıştırıyor gibi gösterecek fotoğraflar sunması, yalancı tanıklar bulması gibi hallerde, delil uydurmak suretiyle iftira suçu meydana gelecektir.

Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kişi hakkında gözaltı veya tutuklama tedbiri verilmemiş ancak bir arama el koyma veya iletişimin denetlenmesi vs. gibi bir koruma tedbiri uygulanmışsa artık basit halden değil nitelikli halden hüküm kurulacaktır.

Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. Kanun koyucu kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde dolaylı faillik müessesesini işletmektedir. Bu durumda iftiradan dolayı kişi tutuklanmışsa veya gözaltına alınmışsa, iftira atan kişi hem iftira suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan sorumlu olacaktır.

Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına;hükmolunur. Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

İftira suçunun bir basın yayın organı aracılığıyla işlenmesi halinde, iftira suçundan dolayı bir mahkumiyet verilirse, bu karar basın yayın organlarıyla ilan edilir. İlan yapılırken, hangi basın ve yayın yolunda iftira suçu gerçekleşmişse, bununla aynı veya eşdeğer bir basın yayın yoluyla ilan edilmesi gerekir. Örneğin ulusal bir gazeteyse aynı gazetede veya benzer ulusal bir gazetede, yerel bir TV proğramındaysa yine aynı veya eşdeğer TV proğramında yapılması gerekir. İlan masrafları hükümlüden tahsil edilir.

5.Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira

İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. TCK m. 268 hükmüne göre iftira suçunun oluşması için, amacın kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek olması gerekir. Aksi halde suç meydana gelmez. Suçun işlenmesi sırasında aynı zamanda sahte belge kullanılmışsa, resmi belgede sahtecilik suçu da meydana gelebilecektir.

6.İftira Suçu – Etkin Pişmanlık

İftira suçunu işleyen kimse, suçun adli veya idari makamlarca soruşturmaya başlamazdan önce, iftiraya konu eyleminden dönerse hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir. TCK m.269’da yer alan bu hüküm, suçun tamamlanma anını ortaya koymaktadır. Buna göre suç isnadın yetkili makamlarca öğrenilmesidir. Soruşturma açılmamış olsa dahi iftira suçu tamamlanmış olacak ve bu andan itibaren gösterilecek etkin pişmanlıklar indirim sebebi olacaktır. Soruşturma açılmış ancak kovuşturma başlamamışsa gösterilecek etkin pişmanlık durumunda cezanın dörtte üçü indirilir.

Etkin pişmanlık, mağdur hakkında verilen hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,  mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,

Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri, İndirilebilir.

İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,

İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri, İndirilebilir.

Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.  

7.İftira Suçundan Dolayı Zamanaşımı

İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Suçun basit hali için zamanaşımı süresi, TCK m.66 gereğince  8 yıldır.


YARGITAY KARARLARI

Türkiye Atletizm Federasyonu TCK m.267/1 Maddesinde Yer Alan İdari Yaptırım Uygulamaya Yetkili Makamlardandır
Ceza Genel Kurulu 2015/592 E. , 2019/512 K.

Türkiye Atletizm Federasyonunun, ana statüsünde sayılan ve aralarında sporcuların da bulunduğu taraflarca icra edilen kamu hizmetlerinin eksiksiz ve sorunsuz yürütülmesi hususunda gereken disiplinin sağlanması açısından, 3289 sayılı Kanun’dan aldığı yetki doğrultusunda, kendi karar organlarınca ve idare hukukuna uygun yöntemlerle ceza talimatı hazırlayıp yürürlüğe koyduğu, dolayısıyla bu talimatta yer alan disiplin kurallarının özel hukuk sözleşmelerinden değil, söz konusu kamu hizmetinin yürütülmesine yönelik idari işlemlerden kaynaklandığı gibi bu talimata konu disiplin kurallarının ihlalininde özel hukuktan kaynaklanan borç ilişkisine aykırılık yerine, kamu hizmetinin yürütülmesine aykırı davranışlar nedeniyle düzenlenen idarî ceza niteliğinde oldukları ve söz konusu cezalara karşı idari makam konumundaki Tahkim Kuruluna başvuru imkânının sağlanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; atletizm sporcusu olan katılan … hakkında sanığın başvurusu üzerine, Türkiye Atletizm Federasyonu Ceza Kurulunca ceza verilmesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğunun ve adı geçen Federasyonun da söz konusu yaptırımın uygulanması açısından TCK’nın 267. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yetkili makam niteliği taşıdığının kabulü gerekmektedir.

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçunun Oluşması İçin, Kişinin Hakkında Soruşturma veya Kovuşturma Yapılmasını Engelleme Amacı Olmalıdır
11. Ceza Dairesi 2017/14604 E. , 2020/402 K.

5237 sayılı TCK’nin 268. maddesinde tanımlanan “başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekmekte olup, suçun oluşması durumunda fail bu madde yollamasıyla, aynı Kanun’un 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekmekte olup, suçun oluşması durumunda fail bu madde yollamasıyla, aynı Kanun’un 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.


Somut olayda; yürütülen başka soruşturmalar nedeniyle hakkında yakalama emri bulunan sanığın, herhangi bir suç isnadı olmaksızın, kolluk görevlilerince başka suçtan yapılan ev aramasında kimliği sorulduğunda, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ederek kendisini bu isimle tanıtması şeklinde gerçekleşen fiilinde, soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektirecek bir suç isnat edilmediği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nin 268. maddesindeki “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması, yasaya aykırıdır.

Baygın Haldeyken Üzerinden Çıkan Başkasına Ait Kimlikle Hastaneye Getirilen Şahsın İftira Suçunu İşlediği Söylenemez.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi   2017/13968 E.  ,  2020/342 K.

Suç tarihinde aşırı dozda uyuşturucu madde alması sonucu rahatsızlanan ve komaya giren sanığın hastaneye getirildiğinde üzerinde katılan … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı bulunması nedeniyle bu kimlik bilgileri üzerinden işlem yapılarak genel adli muayane raporunun katılan adına düzenlendiği, 29.03.2013 tarihli görevli memurlar ve hastane doktoru tarafından düzenlenen tutanakta şahsın ifade veremeyecek vaziyette olduğundan beyanı alınamamıştır.

29.03.2013 tarihli kolluk tutanaklarında çevreden yapılan araştırmada hastanede yatan şahsın … isimli şahıs olmadığı, gerçek kimliğinin tespiti için hastane yoğun bakım ünitesinde bulunan ancak ifadesi alınamayacak vaziyette olan sanığın hastane görevlileri nezaretinde parmak izinin alındığının belirtildiği, yapılan parmak izi araştırması sonucu gerçek kimliğinin … olduğunun belirlendiği ve sanık kendine geldiğinde kolluğa gerçek kimlik bilgilerini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; dosya kapsamına göre sanığın üzerinde taşıdığı sahte nüfus cüzdanını görevlilere ibraz ettiğine ve isminin … olduğunu beyan etmek suretiyle evrak tanzimine sebep olduğuna dair her hangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla 5237 sayılı TCK’nin 268. maddesinde düzenlenen iftira suçunun unsurlarının oluşmayacağı gibi TCK’nin 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun da oluşmayacağı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.

Etkin Pişmanlık, İftiradan Dönme
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/44511 E, 2015/1940 K.

Soruşturma evresinde polis ve Cumhuriyet Savcısı önünde “fazla alkollü olduğumdan telefonumun garsonlar tarafından alındığını zannediyordum” ve “alkolün etkisi ile beni gaspettiler diye müracaat etmiş olabilirim, kimse beni gaspetmedi” diyerek iftiradan dönmesinin TCK’nın 269/2. maddesinin uygulanmasını gerektirdiği, kovuşturma aşamasında talimatla alınan beyanlarında, parası ve telefonunun gasp edildiğini bildirmesinin, iftira nedeniyle açılan kamu davasında haklı olduğunu kanıtlamaya çalışma olarak kabul edilebileceği gözetilmeden, etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayarak fazla cezaya hükmolunması kanuna aykırıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi  483/1089 18.02.1992

Sanığın mücevherlerini koyduğu yerde bulamayınca, iki gün süreyle evde çalışan boyacıların almış olabileceği şüphesiyle ilgili gerçek bir olayın soruşturulması amacıyla yaptığı şikayette, müştekinin suçsuz olduğunu bilerek suç yüklediğine dair kanıtlar gösterilip açıklanmadan, hükümlülüğüne karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.”

Avukat Ali Bayram YILDIRIM


Sosyal Medyada Paylaş


Sosyal Medya Hesaplarımız


Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: